BILUN RESIMLERI
Bilun’un son resimlerini sergide yada kataloğunda göreceksiniz. Ben size göre daha şanslıyım çünkü hem gördüğünüz resimlerin hem de ressamın ilk halini benden başka bilen yoktur. Başlangıcından buyana katettiği tüm aşamalarının savaşımlarının, sevincinin, üzüntüsünün tanığıyım. Bu durum tesadüfen Bilun’a yol gösterici olmamdan ibarettir. Son sözü önce söylemekte yarar var: Bilun’un resimleri dışavurumcudur. Isteyerek böyle bir anlayışa sahip olunmamıştır. Onun doğasında konuları tüm coşkusuyla, abartarak sunmak yatıryor. Tualin karşısında içten davranmasını çocuksuluğunu gözönüne alırsak ortaya çıkan ürünlerin kendi yapısıyla uyuştuğunu göreceksiniz. Atölye çalışmalannda, sanat tarahinie bakarken dışavurumcu ustaları gördüğünde yaşadığı coşkuyu tanımlamakta zorluk çekerim. Adeta akrabalararını görmüş gibi mutluluk yaşardı. Izlenimciliğin tekniği ardından dışavurumculuğun yoğun boya kullanımı onu bugünlere getirmiştir. Konu seçimleri oldukça mütevazidir. Atölyenin bir köşesi, dış mekan-iç mekan, insan yüzü anlatımları hiçbir bilimsel yöntem gütmeksizin tümüyle içten gelen anlatımın bez üzerine yansımasıdır. Ilk dönemlerde rengin her çeşidini ortaya dökmeye çalışan Bilun, son zamanlarda rengi iyice azaltıp nerdeyse tek rengin tonlarında yapıtlar üretmeye başlamıştır. Bence bu durum onu özgünlüğe doğru itelemektedir. Bilun’un iç hesaplaşmasıyla ortaya çıkan dışavurumcu resimleri özgünlüğe doğru ilerledikçe adının anlamındaki gibi “BILUN” yapıtlar göreceğiz.

Yusuf Taktak
Ressam

RESMIN PEŞINDE
Bilun, bir nice zamandır resmin peşinde; onunla yatıyor onunla kalkıyor, deyim yerindeyse.. Tam bir profesyonel ise gerçek bir amatör, sanatına sonsuz bir sevgiyle yaklaşımıyla.. Öte yandan asla herhangi kısıtlaması yok, konu açısından, renk açısından, anlatım açısından.. Demem o ki, bir konu sorunu olmadığına göre resim, asla bir ayırım yapmaz o, gönlü neyi dilemişse, bir bakarsınız ıvır zıvırın, bir köşede unutulmuş bir çocukluk oyuncağının, bir bakarsınız kazanın kepçenin, sandalyenin, ya da çiçeklerin, meyvelerin resmini yapıvermiş.. Ya da gün olmuş engin denizleri, kuşların dalgalandırdığı gökyüzlerini aktarmış tuvallerine.. Ama hep bir başka ve özgün bir kompozisyon endişesi ile.. Sonra renkleri de ha keza, sarılar, kırmızılar, olabildiğince sımsıcak renkler derken okyanusların serinliğini de aktarıvermiş.. Ve gün olmuş küçük küçük lekelerle çalışmış, gün olmuş spatülün zenginliğinde yönelmiş tuvaline.. Türkçesi, kısıtlamalardan, ölçülerden âzâcle.. Işte budur Bilun. Hep kendi olmak, hep resimle başbaşa olmak arzu ve endişesinde..

Abdülkadir GÜNYAZ
Sanat Eleştirmeni

BILUN RESIMLERI
Sanat yapıtının oluşumunda, sanatçının, kendine uygun bulacağı bir düzene ulaşıncaya değin kestireceği arayışın yanısıra, kimi sanatçılarda plastik öğeler, kadraj da konumlanacakları yerlerini sanki önceden biliyorlarmış gibi, yapıttaki ortak uyumdan pay almayı beklemeden daha ilk denemede bulurlar. Bilun Marmara’nın dinamik, ritmik, izleyeni geleneksel-çağdaş ikilemi içinde düşürmeye zorlayan özgün resimleri, bu ikinci yöntemin izindedirler. Şiirsel anlatımıyla, yumuşak, kıvrak, kimi zaman olabildiğince sert formlarıyla sanatçı, duyarlı bir dünya yaşatmanın yöntemlerini öylesine iyi biliyor ki, hem de tüm içtenliğiyle!

Zekai ORMANCI
M.S.Ü Prof. Ressam

RESSAM BİLUN
Yıllar önceden tamyorum. Renkleri, coşkusu, dünyası ile resim yapan bir arkadışımız, özgürlük tutkunu tuşeleri onu, hep olumlıya taşıdı. “Uçurtmalar” sergisi de resminde bir dönüm noktası; kendinden emin, kararlı bir saptama…

Resul AYDEMİR
Ressam

RESSAM BİLUN
1992’de birlikte resim çalışmalarına başladığımız günlerde Bilun’un bu kadar büyük bir hızla yükseleceğni düşünemezdim. Fakat o üstün yeteneği ve tutkulu, azimli çalışmasıyla hakettiği yere, zirveye ulaştı. Başaraılarının ardarda devam edeceğini yürekten inanıyorum. Tebrikler Bilun’cuğum…

Serpil TAMUR
Devlet Tiyatrosu Sanatçısı